23 Haziran 2009 Salı

Anladım ki...


Anladım ki bir kenara çekilmek ve sessizce oturmak...
Anladım ki seni uzaktan kavuşmayı delicesine isteyen gözlerle izlemek...
Anladım ki seni kaybetmemek uğruna sana olan sevgimi haykıramamak...
Anladım ki seni rahatsız etmeden öylece çekip gitmek...
Anladım ki sensiz yaptığım hiçbir şey sensizliğe çare değilmiş...
En sonunda anladım ki seni hala çok seviyormuşum...
Belkide benim anladığım tek şey imkansızı seviyor olmammış...
"UFUK T."

22 Haziran 2009 Pazartesi

Nedir Bu Aşk?


Aşk!

Bir kadını sevmek midir?

Güzelliğe mi kapılmaktır?

Hasretle yanmak mıdır?

Gönlü yakıp aleve dalmak mıdır?

Kaç bilinmeyenli denklemdir?

Nedir bu Aşk?




Aşk!

Zor bir sınavdır.

Ya Züleyha gibi yaşayarak bulursun

Ya Şems-i Tebrizi gibi arayarak.

Su gibi akar gider içinden bir şeyler

Doğruyu bulur sonunda yanılsa da hisler.

Öyle çeker ki seni bu terennüm

Kalbinin zikrini nefesinde hissedersin.

Değişmezsin hiçbir şeyi bu mutlana

Dünyayı arkaya itersin bu sonuca.



Aşk!

Acı çekmektir.

Kimi zaman gözyaşlarına boğulmaktır

Kimi zaman da ölümü nefesinde solumaktır.

Fazla kurcalama, bu batan güneşin kuyusu

Saklamıştır içinde kardeşlerinden Yusuf’u.

Et'e bürünür ruh, güzeldir kar beyaz saçların

Nefis ile yok olur gönlünde ki aşkların

Şehvet kaplar boş içini, seni ve nefsini

Cellâtlar darağacında keser nefesini




Aşk!

Tam teslimiyettir.

İnanmaktır.

İki bedende bir olmaktır.

Kimya'dır aşk

Sevmenin acısından ölmek demektir Kimya

Küçük bir kızın yüreğine bürünmektir aşk

Şems'in Kimya'sıdır o, abartısız ama tektir

Kadın yüreğiyle zorlukların üstesinden gelmektedir




Aşk!

Allah'ı sevmektir.

Onu sevmekle gelecek olan

Bütün belalara rağmen yine O'na yanmaktır.

Hayır yapraklarını sevinçle açmaktır

Muhabbetin şerbeti kaçmadan

Ve aşkın nur'u küle dönmeden

Havz-ı Kevsere dalmaktır.

Bu Aşık "Ben"


Cihan kar etmiyor
İçimde ki bu derin suskunluğa
Bir çıkış arıyorum devamlı
Beni götürsün diye ebedi sonsuzluğa
Üzgünlük, bana eskilerden kalan bir uhdeydi
Bu çözemediğim, kaybedemediğim bir duyguydu

Soruları sorduğum anda değişti duygular
Geçiş olmalıydı eski ben'den yeni ben'e
Ben, eski ben değilim
Artık kötümser, isyankâr biri yok içimde
Benden beslenenleri öldürdüm
Ölüsünden yeni bir ben yazdım beyaz kâğıda
Baştan aşağı ben, içinde kara leke olmayan bir ben
Duygularını gözyaşlarına akıttıran yaslı ben
Kelimelerin yetersiz kaldığı anda da susan bir ben
Ben diye diye biz demeyi öğrenen bir ben
İşte o benim, biz de ki ben'i gören ben.

Birde hep kendimle uğraşırım ben
Uğraşacak neyim var ki kendimden başka
Ne buldukta ne kazandık bu zamanda aşkta
Ömür gidiyor, yaş haddinde
Siyah saç kalmadı ki bu ağarmış başta.
Sevilmeyen insanlardan yeriz yafta
Yaşarken yazıp-çizme çabası boşa
Öldükten sonra ünlenmemiş midir Franz Kafka
Beyinler bitik, entelektüeller olmuş hasta
Çok kitap okuyanlar hiç'e bürünmüş
Ego'lar tatmin olmamış, ruhlar yasta

Kelimelerin istemsiz çıktığı vakitte
Ne doğrular kalır ne de yalanlar yatsıyı bekler
Seyir halindedir sapanla benliklerine taş atanlar
Taarruzdadır taşlar, atanların başlarını yarar
Son sözde dönekleşir insan, şaşar ve de beşer
Acizdir o, inkâra rağmen cenneti ister.

Cevapları bulunca bir adım öne çıktım
Hakk'ı aradım, aradığım yollara sarıldım
Bende ki bu matem'i yolların tozuna serdim
Maskelerin büründüğü isyanı keşkelerle boşluğa saldım
Düşlerimi süsleyip, gördüğüm simaları hatırama aldım
Geçmişe bağlayan izleri gözyaşları ile sildim
Sonra ışığa bakıp tebessüm ettim

Ve dedim;

"Bu güzeli ben sevdim"
"Bu yolu ben seçtim"
"Bu ben'im"
"Bu bizde ki ben"
"Bu hamus ben"

"Bu âşık ben"

Gitti Güzel


Gitti güzel...
Gitti didarımın nur timsali.
Gitti gözümün çiğ damla yaşı.
Gitti evet...
Nuh tufanı ile gitti ve gelmedi.
Suya gömüldü ama kaybolmadı,
O, sadece gitti.

Hiçbir şey almadı giderken ve hiçbir şey de vermedi susuzluktan kurumuş elime ve yalnız kalmış kimsesiz benliğime. Ne denizin karartısı gibi çılgın bir ben var içerimde ne de huzurun sessizliği gibi dingin bu kalp var göğsümde ki kafesin içinde. Ne pişmanlık ne de kızgınlık var lügatım da. Hissiz bir duvar neyse bu dökülen gözyaşları da öyle. Sert ve tepkisiz, yanaklarımdan süzülmesine rağmen...

Doyurmadı ki hiçlik beni, düşümde gördüm seni, kime anlatsam bu hisleri. Fazlalık ben'im diye düşünüp, düşündüm düşlerden ve nefes almaktan çıkmayı. Olmayacak şeylerle israf etmek istemedim bu sonu olmayan masalı. Balıklara sarkıtılan oltanın ucunda, denize yol alan kurban gibi çaresizim. Her halükarda sonlandırırlar sandım bu nefesimi. Fark etmedi. Her halükarda kaybettim geçmişimi, istediğimi ve gerçeğimi...


Ben birini sevdim.
Ve o birini kalbime gömdüm.
Şimdi, istesemde çıkaramıyorum, çıkartamıyorum.
Unutmak istiyorum, oda olmuyor.
Ben-kalbim ve sevgim varız ama o yok maalesef.
Sonra boşluğa düştüm.
Ve birini gördüm yine ama bu sefer o farklı biriydi.
Kalbim meyletti
Sevdim sandım
Nefsanî bir sevgi olduğunu kalbimin sızısıyla anladım
Kalbim hala eskideydi çünkü
Her şey'i sildim
Ama kalbimde ki hisleri silemedim.
Ve yine maalesef diyorum isteksizce.


İsteklerimi kenara bıraktım maaleseflerin acısı altında. "Yavuz" dedim kendi kendime, " 27'sin, hayatın ince çizgisindesin, yabani isteklerin içindesin, azgınlığının mutmain olmadığı bedenin içersindesin, bu işten muzdarip misin? Yoksa kendini kaybetmiş misin? Sen nesin? İstediklerinin kölesi misin yoksa boynuna halka takan tahammülsüzlüğünün esiri misin?" Soruların ve çıkmaz sokakların çıkmazı altında terledim. Nem'in %100'e vurduğu bu dünyalığın içinde boğuldum. Kapandı kapılar surata ve döndüm kendime, şu soruyu sordum , " Ben ne oldum?"

Sınavın çetindi, hep baraj altında ve sınırlarda tozdun. Sabretmedin, şükretmedin, çalışmadığın halde başarı istedin. Herkesin seni sevmesini bekledin. Kaybetmeyi istemedin ama kaybettin. Kaybedince de "Ah" dedin. O ah yetmedi sonra sana, onları "Keşke"'lere çevirdin. Eridin, büzüldün, üzüldün ama gerçeği göremedin. Sevgiyi kalbine nakşetmeyi öğrenemedin. Sevdiğini, sevginle tutmayı beceremedin…

Zaman denen kavram senin düşüncelerinle ve istediklerinle ilerlemiyor. Seni yönetemiyorsun zamanı, olanları, yaşadıklarını, yaşayacaklarını. Bu satırları bitirdikten sonra hayatta kalacağımız ne malum, nefes alabileceğin ne kadar kesin. Sen, o gelecek zamanı beklerken, bedenin içinde ki sen, şuan yok olabilir. Sayfaların karalandığı gibi karanlığa bürünüyor beyaz sayfaların aynı seni terk eden saçların gibi. Koş... Geriye koşmakla kurtulamazsın tökezleyeceğin taşlı yollardan. Koşmakla kaçamazsın canını yakan yanlışlardan. Dur... Şimdi dur, lütfen. İfrit'ine dur de. Nefsine dur de. Kendine dur de. Terk et içine aldığın gafleti, nefreti, pisliği, şehveti. Aklında olsun, sonlu hayatın, sonlandıktan sonraki gerçeği...

Zamanını iyi kullanamadın sen. İster geri sar ister ileri git, istersen koş istersen dur. Gafletin bürümüş kalbini, şehvetin kör etmiş sevgini, pisliğin bulamış nimetini, nefretin yok etmiş gerçeğini… Kaybettin sen ve gitti güzel…

Gitti güzel…
Gitti gönlümün son damlası.
Gitti ruhumun asi yanı
Gitti evet.
Susuz çöllere daldı ve geri gelmedi
Susuz kaldı ama susuzluktan ölmedi,
O, sadece gitti…

Yavuz TANRIVERDİ

Gün bugün,Yarın çok geç


Çok kısa yazıyorum bu sefer!
Tükenmedim, yanlış anlama benliğim.
Uzun uzadıya anlatılmaz benim derdim...


Gün bugün.
Yarın çok geç,
Gelecek hiç gelmeyecek.
Sevmek bir nimet,
Aşk bir hikmet,
Sana uzatılan bu eli seç.
Gel,
Gitme uzaklara,
Ellerimi açtım semaya.
Gözler yaş oldu aktı,
Çıkamadım yarına.
Ben dündeyim,
Dünde kaldım.
Bıraktığın yerdeyim,
Seni beklemekteyim.
Ne olursun gel,
Seni özlemekteyim.
Zaman kısa,
Yaşlandı ruhum,
Beyazladı saçlarım.
Dayanmakta zorlanmaktayım,
Eskilerden medet ummaktayım,
Sevmenin ceremesini
Acılarla atlatmaktayım.
Darmadağın olmanın
Sonucuna
Çaresiz katlanmaktayım.
Gün, dündü.
Bugünden geçti
Yarın hiç olmadı
Gelecek ise,
Şimdiden sonlandı…

Mut(suz)


Kim istemez mutlu olmayı
Ama mutsuzluğa da var mısın?

Hani Bazen



Hani bazen söz biter ya!
Ne söylenecek,
ne duyulacak bir söz.
Kelimeler,
konuşmalar yitirmiştir anlamını.
Ufukta ayrılıktır görünen.
Kelimeler içi boş,
Kelimeler anlamsız.
Uygun bir anlatım yoktur,
anlatmaya seni,
anlatamazsın da kendini.

Hani bazen söz biter ya,
söylenmiştir her şey,
ve kullanılmıştır tüm sevgi sözcükleri.
Dünyanın tüm dillerinde,
ve tüm hüzünlü sözcükler hizmet etmiştir sana.
Geriye dönüp baktığında,
anlaşılamamış olmanın derin kederinden,
yalnız kalmanın buruk acısından başka yoktur elde kalan.
Ne umut kalmıştır ayrılığın acısına,
ne ufukta sevgili.
Hayali bile lüks,
o bile gelmez hatırana.

Hani bazen söz biter ya SEVGİLİ,
ne söylemeli ki.
Yaş ömrün yarısına dayandığında,
ne anlamı vardır yaşanılanların.
Sözcükler hizmet etmez sana,
anlatamazsın.
Derdin öyle çok,
karmaşıktır ki dünyan,
tarife sığmaz,
aktaramazsın yazıya da.
Bir volkan,
yazıyla anlatılabilir mi sevgili!
Resmini çizsen anlaşılmaz.
Ve senin, aciz harflerden başka,neyin var sığınacak.

Hani bazen söz biter ya,
vakit akşam alacası, ayrılıktır.
Oturup beklersin,
akşamlar versin sana geri.
Ne o gelir, bekle dur.
İçin sığmaz,
taşar duyguların,
ağlamaklı haller; ağlarsın.
Ayrılık ağır, sen yorgun,
vakit geçmiş, ömrün yarısında durulmuş geçkin zamanlar.
Ne sen geri getirebilirsin hayatı, ne onu...

Hani bazen söz biter ya,
geçer gider önünden salınarak,
bakarsın.
Sen gidersin ya inadına,
Ben beklerim sevgili.
Sokaklar bana çalışır o saatlerde,
Seni beklerim.
Her adımını bildiğim sokaklarda,
Köşe başlarını ben tutarım,
Gelmezsin işte, beklerim.
Seni beklerim,
o karanlık sokaklar bana çalışır sevgili.

Hani bazen söz biter ya,
Hüzün sarar bedenimi,
bırakmaz geceler beni uykuya,
dalar gider
düşünürüm seni.
Sen varsındır,
düşüncelerimde olsun, bırakmam düşünürüm, bırakmam seni sevgili.

Hani bazen söz biter ya,
geceler düşman,
sen uykuda,
melekler gibi saf,
temiz bir dünyada.
Yat uyu,
Ben düşünürüm seni....

16 Haziran 2009 Salı

Terrorist Takedown2 Ripli 523 MB

Sistem gereksinimleri:

Windows 2000 / Xp / Vista
Direct 9.0c
Prozessor 1.7 GHZ
512 MB RAM
ATI Radeon 9000 – nVidia GeForce 4Ti mit 64 MB RAM
Zu DirectX 9 Soundkarte


PART 1
PART 2
PART 3
PART 4
PART 5
PART 6
RAR Password:
kissme1









14 Haziran 2009 Pazar

Ve ÖSS 2009 Bitti...

Evet en sonunda sınav bitti ve kurtuldum(en azından öyle umuyorum)
Sınav yaklaşık bir ay sonra açıklanacakmış 13 Temmuz felan sanırım oyle bi şey
neyse tek güzel geçen mat-1 di onda da 28 doğru 0 yanlış 2 boş yapmışım inş o şekilde de gelir kaydırma ya da yanlış işaretleme felan yapmamışımdır...
Neyse öss giren veya girmeyen(aileler) herkese büyük geçmiş olsun...
soru ve cevaplara
Baglantı 1
ya da
Baglantı 2
Adreslerinden ulaşabilirsiniz

13 Haziran 2009 Cumartesi

Yine Ben



yanımda olsaydın nolurdu sanki
şu sıkıntıları beraber atlatmak varken
ayrı şehirlerde
senden habersiz konuşmadan
iki yabancı gibi beklemek zoruma gidiyo
yıpratıyo bana acı veriyo
dayanma gücüm günden güne eriyip yok oluyo
inceldiği yerden kopsun diyemiyorum
seni çok seviyorum
sana kıyamıyorum
hangisi doğru hangisi yanlış seçemiyorum
doğrulara gidemiyorum
yanlışlara göz yumuyorum
seni kaybetmek istemiyorum

Sevdiğimi Ver Bana


sen sabır ver rabbim
bi işaret bi yol göster
işin içinden çıkamıyoruz
yavaş yavaş
giderek batıyoruz
olmuyo ne ayrı durabiliyoruz
nede beraber olabiliyoruz
neydi ki bizim suçumuz?
adam gibi sevmek mi ?
yok yokkkk !!!
bizim suçumuz
bile bile gidipde imkansızı sevmek
göz yummak
olmayacağını bilerek hayaller kurmak
umutlar etmek
bağlanmak
her an her saniye mutluluğa yaklaştığını sanarak
aksine ondan uzaklaşmak
uçurumlara yaklaşmak
rabbim sana yalvarıyorum
o uçurumun kenarından
kendimi aşağı bırakmadan
sevdiğimi ver bana

Belkide


Belkide sana olan sevgimi haykıracak
Belkide sana olan aşkımı satırlara dökecek
Belkide sana olan nefretimi gözyaşı dökecek
kadar umut bırakmadın bende!

İlkbaharda yaprak döküyorum bak
sayfa aralarına bırakılmış bir gül gibiyim
akıllarda soru işareti oldum yüreklerde ünlem
belkide sana olan aşkım buydu

Sebebini bile bilemediğim bir iki cümle ile kaldım
yine yalnızlığımla sensizliğinle bıraktın beni çektin gittin
çocuklar misali hep sana kandım hep aldandım
belkide nefret ile aşkını yaşıyorum hala

Bazen Gitmek İyidir, Bazen Gitmek Gerekir...


Bazen gerekir...
Ve bazen gitmek iyidir...

Ben genelde gitmeleri seçerim...
Niye bilmiyorum...
Ama severim...

Kendimle kalmak...

Niye yapay olur ki hep sevgiler?
Yada niye insanlar
Zorlama sevgiler gösterirler?
Sizi zoraki severken biri,
Kalmanızın anlamı var mı?

"Seviyorum" demek niye hep basite indirgenir?
İnsan aslında sevmediği birine
"Seni Seviyorum" niye der?
Niye bu kadar basitleşir?

Ben karamsarımdır...

Kaplumbağları hep sevmişimdir...
Korktuklarında,
Kendilerini en güvenli hissettikleri yer
Yine kendileridir...
Kendilerine dönerler...

Bende Sevmekten korkarım..
Ve her sevişimde kendime sarılırım...
Kabuğuma çekilirim...
Ve en sonunda kaplumbağa gibi
Sessiz ve sedasız,
Hissettirmeden
Mutlaka giderim...

Değer verilmezseniz eğer,
Yada verdiğiniz değer kadarını hissedemiyorsanız...
Kalmanızın bir anlamı var mı?

Sessiz sedasız gitmek güzeldir...
Sanki hiç yokmuşsunuz gibi...
Fark edilmemeyi severim ben,
Sır olmayı severim...
Adımdan bahsedilmemesini severim...
Hissettirmeden gitmeleri severim...

Bir film sahnesi gibi...
İnsanların arasındayken...
İnsanlarda bir yer etmişken...
Sessizce gidersiniz...
Üzerinizde bir palto...
Bir süre sonra birisi der ki;
"Ya bu gitmiş"
Cevap verir diğeri;
"Evet gitmiş"
Sonra herşey yine devam eder...
Sizde unutulmanın hazzıyla tebessüm edersiniz...

Ben hep giderim...
En çok yaptığımdır...
En alışkın olduğumdur bu benim...

Nasılsa bir gün bitecektir...
Daha çok bağlanmaktansa,
Daha çok bağlamaktansa,
Bağlanıp daha çok yanmaktansa,
Gitmek iyidir...
Bu ne kadar zor olsada...

Gitmek iyidir...
O zaman sadece bir isim olarak kalırsınız...
Aslında belki hiç hatırlanmazsınız...

Bu acı vermez ki!

Siz kaç kişiyi hatırlıyorsunuz ki zaten?
Birileri de sizi hatırlamayı versin...
Unutulmak iyidir...
En azından sır olursunuz...

Gitmek korkmak mıdır?
Mücadeleden yılmak mıdır?

Zayıflık mıdır?
Sanmıyorum...

Zaten elde edemeyeceğiniz bir şey için
Mücadele etmemelisiniz...
Size zarar vermeyecek bir şeyden
Korkmamalısınız...
Aslında gitmek güçtür çok severken,
Gidebiliyorsanız; güçlüsünüz...

Gitmeleri severim...
Ve bazen;
Eninde sonunda,
Giderim...